Antisosyal Kişilik Bozukluğu Olan Bireylerin Çocukluk Dönemi Özelliklerinin ve Kişiler Arası İlişkilerinin İncelenmesi

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Olan Bireylerin Çocukluk Dönemi Özelliklerinin ve Kişiler Arası İlişkilerinin İncelenmesi

Öncelikli olarak bu bozukluğun tanı kriterlerine bakacak olursak;


Kibirli olmak, yalancılık, dürtüsellik, saldırganlık, sorumsuzluk, ilgisizlik, hem kendisinin hem de çevresindekilerin güvenliğini tehlikeye atacak davranışlar sergilemek, canlılara zarar vermek, başkalarının haklarını ihlal etmek, vicdan azabı çekmemek, kişisel faydası için insanları kandırmaktan çekinmemek, diğer insanları aşağılamak ve empati yoksunluğu gibi özellikler bulunmaktadır. Tüm bu özellikler hem kişinin hem de kişinin çevresinin yaşam kalitesini düşürecek ve kişilere hem bedensel hem de ruhsal yönde yüksek düzeyde zarar verecek tehlikeli özelliklerdir.

Çocukluk dönemi özelliklerini / faktörlerini inceleyecek olursak;


Birbirlerine ve / ya da çocuğa karşı şiddet eğilimleri olan ebeveynlerle yetişmek,


Dürtüsel davranan ebeveynleri rol model almak,


Kendi anlık arzularını -başkalarına zarar verecek bile olsa- gerçekleştirmeyi öncelik edinen olumsuz ebeveyn tutumlarına maruz kalmak,


Tutarsız ebeveyn davranışlarının çocukta kafa karışıklığı ve iç çatışma yaratması,

Başkalarını önemsemedikleri için onların sınırlarına da saygı duymayan ve yarattıkları tehlikeli sınırsızlıkla düşüncesizce hareket eden ebeveynlerle iç içe olmak,


Diğer çocuklara saldırgan davranışlar sergilemek,


Yalanlar atarak ortalığı karıştırmak ve bundan keyif almak,


Zor durumda olan kişilerle alay etmek ya da onları zor durumlara sokmaktan çekinmemek ve hatta bunu keyif aldığı bir oyuna dönüştürmek gibi durumlar söz konusudur.


Kişiler arası ilişkilerini inceleyecek olursak ise;


Karşılarındaki kişiyi, sadece kendi isteklerini gerçekleştirmek zorunda olan biriymiş gibi algılamak ve bu yönde beklentiler içerisinde olmak,


Karşı taraftan kendilerine karşı sonsuz bir sadakat beklemek ancak bekledikleri bu sadakatin aynısını karşı tarafa hiçbir şekilde göstermemek,


Yalanlarla, ihanetlerle dolu ilişkiler yaşamak ve tüm bunlardan hiçbir suçluluk duymamak aksine kendisini bu konuda da haklı görmek,


İlgisiz, sevgisiz davranış ve tutumlar benimsemek,


Karşılarındaki kişilerin duygularına / düşüncelerine hiçbir şekilde önem vermemek,


İstekleri gerçekleşmediğinde saldırganlaşmak,


İnsanları mağdur etmekten hiçbir şekilde çekinmemelerine rağmen sanki mağdur olan kendileriymiş gibi mağdur rolü oynamayı çok sevmek ve karşılarındaki kişilerin acıma ve vicdan duygularını yönetmek,


İhtiyaçları olduğunda bunları kullanmak amacıyla karşılarındaki kişilerin zayıflıklarını ve hassas noktalarını öğrenmeye çalışmak,


Her zaman karşı tarafı suçlamak ve kendisini hiçbir şekilde hatalı görmemek ve hatta algı oyunlarıyla karşı tarafı hatalı olduğuna inandırmaya çalışmak,


Kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmek ve bunun için karşısındaki kişiyi incitmekten çekinmemek,


Kendi başarı ve becerilerini abartmak ve karşısındaki kişinin başarı ve becerilerini aşağılamak,


Karşısındaki kişi üzerinde baskı kurmak ve onu yönetmeye çalışmak,


Haz almayı her şeyden daha değerli görmek, (Haz aldıkları konular sadece kendilerine fayda sağlayacak ve diğerlerini olumsuz yönde hiçbir şekilde etkilemeyecek konular değildir. Çoğunlukla kendilerine haz veren ancak başkalarına zarar veren durum ya da aktivitelerden zevk almaktadırlar. Bu da antisosyal bireylerin ne denli tehlikeli olduğunu göstermektedir. Bu hazzı elde edene kadar durmazlar, elde ettikten sonra ise çoktan bambaşka bir zevke yönelmiş olurlar. Kişi, adeta bu haz için yaşamaktadır.) Örneğin; hırsızlıktan ya da saldırganlık içeren davranışlardan haz almak.
Yalnızlıktan aşırı derecede korkmaktadırlar çünkü yalnız olmaları onlar için bir çocuğun oyuncaksız kalması gibidir. İnsanları oynayacakları bir oyuncak gibi gören bu kişiler onları kaybetmemek için iyi insan rolünü benimsemeyi tercih etmek ve bu doğrultuda hareket etmek gibi özellikler göstermektedirler. Tüm bu özellikler sonucunda; antisosyal bireylerin uzak durulması ve hiçbir şekilde taviz verilmemesi gereken kişiler olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.


Kişinin, antisosyal bir birey olmasının önüne geçmek amacıyla çocukluk döneminde; ebeveynler tarafından çocuğa ve çevreye karşı olumlu yönde davranış ve tutumlar benimsenmelidir, örneğin;


Çocuğa hiçbir şekilde şiddet içeren davranışlar sergilememek,


Yalan söylememek,


İnsanları aşağılamamak aksine çocuğun insanları sevmesini ve benimsemesini sağlayacak olan iyi yönlerini ön plana çıkartmak,


Maddi / manevi yardıma muhtaç insanlara yardım etmek ve çocuğun bu yönde empati duygusunun gelişmesini sağlamak,


Kendi isteklerini ancak bu istekler diğer insanlara zarar vermediği sürece gerçekleştirmeyi tercih etmek,


Tutarlı olmak ve çocukta iç çatışma yaratacak her türlü durum / olay / duygu / davranış ve kişilerden uzak durmak,


Öz eleştiri yapabilmek, kendi hatalarını görebilmek ve bu hataları düzeltebilmek konusunda istekli olmak,


Her zaman objektif olmak ve haklı olanın yanında olmayı tercih etmek,


Sorumluluklarını yerine getirmekten keyif almak,


Çocuğun sevgi ve şefkat ihtiyaçlarına karşılık vermek ayrıca en önemlisi bu sevgi ve şefkati bir tek kendi çocuğuna değil dünyadaki her şeye yansıtabilmek, (Aksi takdirde çocuk bencil olacak ve bu da çocuğun kibirle dolmasına yol açacaktır. Tahmin edileceği üzere kibir, bireyin; antisosyal kişilik bozukluğu olma ihtimalini yükseltecek bir özelliktir.)


Anlık hazlardan ziyade gerçek mutluluğun diğer insanları da mutlu etmekten geçtiğini bilmek ve çocuğunu bu doğrultuda yetiştirmek gibi davranış ve tutumlar benimseyerek çocuğa gelişim sürecinde olumlu yönde rol model olunmalıdır.

PSİKOLOG ROJDA OHANCAN

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.