ÇOCUK VE DİSİPLİN

Ailelerin en çok merak ettikleri konulardan birisi, çocuğa nasıl disiplin verileceğidir. Ebeveynler çocuğa disiplin eğitimi verirken “fazla baskı mı uyguluyorum, yoksa çok mu şımartıyorum” gibi endişelere kapılabilirler.

Artık ilgili her ebeveynin bildiği gibi fazla baskı iyi değildir, aynı şekilde çocuğun her istediğine tamam diyerek onu şımartmak da iyi değildir. Peki bu ikisi arasındaki dengeyi nasıl kuracağız?

Disiplin, bir bireyin yaşadığı toplumda, o toplumun genel kurallarına, kabul görmüş düşünce ve davranışlarına uymasıdır.  Disiplin çocuğu baskı altına alarak onun kişiliğini ezmek değildir. Çocuğun bir yetişkin olduğunda, toplumun kurallarına uyarak uyumlu, sağlıklı ve dengeli bir birey olmasını sağlamaktır. Çocuğun gerektiği zaman hayır diyebilme, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt edebilme gibi temel değerleri öğrenmesi ve vicdan geliştirmesidir.

Elbette hiçbir insan mükemmel değildir ve hepimiz çocuğumuzu yetiştirirken hatalar yapabiliriz. Ancak koşulsuz sevgi ve güven ortamını çocuğumuza verebilirsek ve onunla açık, sağlıklı ve tutarlı bir iletişim kurabilirsek yaptığımız hataları dönüştürmek oldukça kolay olacaktır.

Disiplinin 4 temel amacı vardır; çocuğun bağımsız, kendi benliğine sahip çıkan ve sorumluluklarını bilen bir birey olmasını sağlamak, sevgi ve güven ilişkisi geliştirmek, başka insanların sınırlarına saygı duyan ve yardımsever bir birey olmasını sağlamak, tercihlerinin, seçimlerinin sonucunu kabullenmesini öğretmektir.

Disiplin çocuğa düşünerek hareket etmeyi ve davranışlarının sorumluluğunu almayı öğretir.

Geleneksel anlamda disiplin kelimesi, sertlik ve kızgınlığı çağrıştırır. Cezalar ve baskı ile çocuğun davranışlarını kontrol altına almak aklına gelir birçok kişinin. Ancak çocuğumuza disiplin vermek için illa ki ona bağırmamız veya cezalandırmamız gerekmez.

Çocuğumuza disiplin verirken öncelikte isteklerimiz konusunda tutarlı ve kararlı olmalıyız. İsteklerimizi kesin ve net bir şekilde ifade edebilmeliyiz. Biz tutarsız olursak çocuğumuzdan aynı şeyi bekleyemeyiz. Çünkü çocuklar öncelikle anne babalarını örnek alırlar.

Aynı konuda farklı beklentilerimiz olmamalı. Bir yaramazlık yaptığında ondan beklentimiz süreklilik arz etmeli. “Bir kerelik izin veriyorum.” Dememeliyiz.

Sakin ve anlaşılır bir tonla konuşmalıyız. Sesimizi yükseltmemeliyiz. Tehdit etmemeli ve kesinlikle şiddet uygulamamalıyız. Bağırmak çocukta utanç ve suçluluk duygularına yol açar. Bunun sonucu olarak korku, öfke ve kızgınlık dolmasına yol açar. İleride öfkeli bir birey olurlar, ahlak ve vicdan gelişimi olmaz.

Yapmaması gereken davranışı aynı durumda tekrarlamadığında onu ödüllendirmeliyiz. Bu istenilen davranışı pekiştirir. Bize olan güvenini de arttırır.

Çocuğumuz bir davranışı neden yapmaması gerektiğini anlamalı ve bunu bizim için değil kendisi için, belli kurallar olduğu için yapması gerektiğini öğrenmeli.

Yapmaması gereken davranışları söylerken çocuğa emirler vermek yerine onun bağımsızlığını zedelemeyecek şekilde bu davranış yerine alternatif davranış olarak ne yapılması gerektiğine çocuğunuzla birlikte karar verin. Bu çocuğumuzun kendi bireyselliğini kazanmasında ve özgüven geliştirmesinde oldukça yardımcı olacaktır. Ayrıca onun fikirlerine değer verdiğinizi bilmek aranızdaki sevgi ve güven duygularını güçlendirecektir.

Çocuğunuzun davranışını değiştirmek istediğinde ona bunu neden yapmaması gerektiğini ve bunun yerine neler yapabileceğini içselleştirmesi için zaman tanıyın ve istenmeyen davranışı aniden bırakması için baskı yapmayın. Siz ona saygı gösterirseniz o da size saygı gösterecektir.

Bir yemek yerken önce hangi yemekle başlayacağını kendisi seçebilir, çizgi film izleyecekse sizin seçtiğiniz çizgi filmlerin içinden hangisini izleyeceğini kendisi belirleyebilir, bir davranış yerine hangi davranışı göstereceği konusunda fikirleri alınabilir. Yapmak istemediği ama illa yapması gereken bir şey için ona hoşuna gidecek görevler verebilirsiniz. Mesela hoşuna gitmeyen bir yemeği yemesi istendiğinde o yemeğin yapımına küçük yardımlarda bulunmasını sağlayabilirsiniz.

Ne yaparsak yapalım, bazı davranışları değiştirmemekte ısrar ediyorsa, onu işlevsel bir şekilde cezalandırabiliriz. Mesela, birçok kez uyarmanıza rağmen evin duvarlarını boyamaya devam ediyorsa, duvarları onun temizlemesini isteyebilirsiniz.

Unutmayın ki, isteklerimizi sürekli söylemek yerine onlara kendi davranışlarımız ile örnek olmamız çok önemlidir. Çocuklar ilk olarak bizi model alırlar ve kendi yapmadığımız şeyleri onlardan beklememiz bize olan güvenlerini zedeleyecektir.

Cansu AYMAN
Psikolog

[bdp_post limit=5]